6/7/2009 - İnşirah Duası...
İnşirah Duası... Ey Yalnızların Kendi Başına Kalmışların Arkadaşı, Ey Mutsuzluğa Düşmüşlerin Yardımcısı, Ey Yoksulların Zenginliği, Ey Zayıfların Gücü, Ey Fakirlerin Hazinesi, Gariplerinsığınağı, Ey Tek Güç Ve Kudret Sahibi, Ey İhsanıyla Tanınan Keremi Sonsuz Rabbim, Efendimiz Ve Yakınları Hürmetine Sıkıntılarımı Gider.
Ey Rabbim Sen Sıkıntılarıma Karşı Hazırlığım, Musibetim Anımda Ümidim, Yalnızlığımda Arkadaşımsın Gurbetimde Dostum Kederli Anımda Beni Ferahlatansın İhtiyacım Anında Yardımıma Koşan Zor Anlarımda Sığınağımsın Beni Korkuların Karanlığından Kurtaran Aydınlığımsın. Ey Rabbim Sen Şaşkınlığımda Bana Yol Gösterensin Biliyorum Rabbim Sen Günahlarımı Bağışlayan Ayıplarımı Örten, Sıkıntılarımdan Kurtaran Kalbimi Sevginle Süsleyensin. Sen Kalbimin Hem Tabibi Hem Sevgilisisin. Sen Ki Şaşkınlara Yol Gösteriri Muhtaçlara Yardım Eder Korunmak İsteyenleri Korursun.
ALLAH'ım , Ben Senin Kulunum Kulunun Çocuğuyum. Görüyosun Ki Rabbim Sıkıntılıyım. Bildirdiğin Ve Gizlediğin Tüm İsimlerini Ve Kur-An'ı Kerim'i Kalbimin Baharı Gönlümün Nuru , Sıkıntılarımın İlacı Yap. Ruhum Susamış Suya , Kalbim Özlerseni Gözlerimi Senin Sevdiğin Şeylere Çevirdim Kulaklarımı Seni Çağıranın Ülkesine Bıraktım Ve Susayan Bir Toprak Gibi Bitkin Kaldım Kalbimi Senin Yoluna Koydum Ve Ellerimi Senin Dergahına Açtım Bundan Sonra Da Sana Gelecek Senden İsteyeceğim Güneş Ve Ay Senin Nurundan Almış Nasibini Güneş Senin Sevginden Böyle Ateş Ay Böylesine Mahzun Irmaklar Senin Hasretinden Böyle Çağlar Deniz Bu Ayrılıktan Böyle Deli Böyle Dalgalı Hep Hüzünlü Hep Ağlamaklı Kuşların Ümidi Sen Bitkilerin Neşesi Çiceklerin Rengi Sen Ve İnsanların Hiç Bitmeyen Duası Sen Mevlam Bizi Biran Olsunterketme Sevgin İçimizde Hep Uyanık Kalsın Yolun Rasul'ün Yolu Olunca Ondan Başka Kime Bel Bağlayayım Rabbim ALLAH'tır Benim Nurum Ve Kurtuluşum Ondan Gelecek Öyleyse o'nu Bırakıp Kime Gideyim Günahla Örtülmüş Varlığım İçinde Bir o'nun Özlemidir Beni Yaşatan Şefaatim o'nun Dilindeyken o'nu Bırakıp Kimi Dinleyeyim Mevla Beni Kendine Dost Seçinceye Kadar Yaşat Ve Aşkınla Yandığım Biranda Al Canımı Al Ki Ölüm Aşkımın Adı Olsun.
Ey Rabbim, Ben Ki Günahı Sevabından Çok Aklı Dünyaya Takılmış Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım Ama Sen Öyle Nur Öyle Rahmansın Öyle Güzelsin Ki Ne Olur Rabbim Senden Uzak Kalan Şu Kulunu Kendine Yakınlaştır İmanınla Dirilt. Ey Sevdiklerini Sevindirmekten Hoşlanan Rabbim Sana Açılan Ellerimi Geri Çevirme Kalbime Aşkınla Tecelli Et Ki Senden Başka Hiçbirşey Kalmasın O Kalpte Senden Başka Hiçbirşeyi Olmayacak Kadar Zengin Eyle Beni Herşeyde Seni Anmayı Herşede Seni Görmeyi Nasip Eyle. Bana İsimlerinle Güç Ver Ey Rabbim O İsimlerin Ki Kalplerin Nuru Hiçbirşeyi Olmayanlarıngururudur. Ey Rabbim Bize İsimlerinin Hakikatini Göster. Bizi Sensiz Bir An Bile Yaşatma.
ALLAH'ım Sana Meryem'in Temizliği İle Gelmek İstiyorum Günahlarla Kirlenmeme İzin Verme. Sana Musa'nın Duası İle Geliyorum Şeytana Uymam İçin Peşimden Koşanlardan Beni Kurtar. İsmail'in Tevekkülü İle Boynumu Büküyorum. Beni Ve Soyumu Sana Kul Olarak Yaşat. Sana İsa'nın Ruhu İle Geliyorum. Beni Katına Almanı Diliyorum. Sana Yunus'un Duası İle Yalvarıyorum. Beni Yutan Nefsimin Karanlıklarından Kurtarmanı Bekliyorum. Rabbim, Sana Yusuf'un Gömleği İle Geliyorum. Beni Düştüğüm Ümitsizlik Kuyusundan Çıkarmanı Diliyorum. Sana Muhammed Mustafa'nın Kulluğu İle Geliyorum. Beni Miraca Çıkarmanı Bütün Sıkıntılarımı Gidermeni Diliyorum.
DURSUN ALİ ERZİNCANLI
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2009 - Kur'an'ın Gölgesinde Hayat
Kur'an'ın Gölgesinde Hayat
Kur'an'ın gölgesi altında yaşamak bir nimettir. Sadece onu tadanın alabileceği bir nimet. İnsan ömrünü yücelten, onurlu kılan ve arındıran bir nimet. Allah'a hamdolsun ki, bana ömrümün bir bölümünü Kur'an'ın gölgesi altında yaşama imkanını bağışladı. Bu dönemde hayatımın bugüne kadar ki bölümünde hiç tatmamış olduğum bir nimetin hazzını duydum. İnsan ömrünü yücelten, onurlu kılan ve arındıran nimetin hazzını... Bu dönemi, şu Kur'an'ın cümleleri aracılığıyla bana seslenen yüce Allah'ın sözlerini, kulaklarımda işiterek yaşadım. Ben ki, basit ve küçük bir kulum. İnsan için bundan daha yüce bir onurlandırma, insan ömrüne şu Kur'an'ın kazandırdığı yücelikten daha üstün bir yücelik, kerem sahibi yaratıcının insana sunacağı bundan daha yüksek bir derece düşünülebilir mi? Hayatımın Kur'an'ın gölgesi altında geçen dönemindeki düşüncelerime göre; yeryüzünde son çırpınışlarını yaşayan cahiliye uygarlığı, bu uygarlığın tutkunlarının basit ve komik amaçları, üstelik gerçekte sınırlı ve cüz'i olan bilgileri ve düşünceleriyle, övünüp böbürlenmeleri acınacak ve aynı zamanda da bulunduğum yüksek seviye gereği tepeden bakılacak bir durumdu. Tıpkı yetişkin yaşta bir insanın çocukların oyunlarına, çocukça hareketlerine ve kırık-dökük konuşma girişimlerine baktığı gibi. Onları seyrederken hayret ediyorum. Ne oluyor şu insanlara? Ne oluyor da mikrop yuvası bir bataklığın derinliklerine gömülüp giderken şu yüce çağrıya; insan hayatını yücelten, onurlandıran ve arındıran çağrıya kulak vermiyorlar? Hayatımın Kur'an gölgesi altında geçen bu dönemini, varlık alemine ilişkin şu kapsamlı, yetkin, yüksek düzeyli, saf düşünceyi; tüm evrenin ve insan varoluşunun amacına ilişkin şu düşünce sistemini doya doya özümleyerek yaşadım. Bu düşünce sistemini, insanlığın doğuda, batıda, kuzeyde ve güneyde etkisi altında yaşadığı cahiliye düşünceleriyle karşılaştırdım ve içimden şu soruyu sordum: Nasıl oluyor da insanlık, önünde temiz bir yeşil ova, yüksek seviyeli bir alan ve parlak ışık dururken bu kokuşmuş bataklıkta, bu çamur dehlizlerinde ve bu koyu karanlıkta yaşayabiliyor? Hayatımın Kur'an gölgesinde geçen bu dönemini, insanın, yüce Allah'ın isteğine uygun hareketiyle yine O'nun tarafından yaratılan şu evrenin hareketi arasındaki çarpıcı ahengini hissederek yaşadım. Bunun yanısıra evrenin kanunlarına ters düşen insanlığın sıkıntı dolu bocalayışını, dışardan empoze edilen bozuk ve zararlı öğretiler ile yaratılış mayasını oluşturan fıtrî yapısı arasındaki çatışmayı gözledim ve arkasından kendi kendime şöyle dedim; "Hangi alçak şeytandır ki, insanı kendi adımları ile bu cehenneme doğru güdüyor?" Yazık şu Allah'ın kullarına...! Hayatımın Kur'an'ın gölgesi altında geçen bu dönemini, varlık bütününün, dış görüntüsünden daha çok daha büyük olduğunu, hem gerçek mahiyeti ve hem de boyutlarının sayısı bakımından göründüğünden daha büyük olduğunu gördüm. Varlık bütünü, gayb alemi ile görüntüler aleminin birleşmesinden oluşur, sadece görünen âlemden ibaret değildir. Varlık bütünü dünya ile âhiretin birleşmesinden oluşur, sırf şu dünyadan ibaret değildir. İnsanlığın gelişimi, bu kesintisiz nehir yatağının kıvrımlarında sürekli akıp giden bir nehir gibidir. Ölüm, bu yolculuğun sonu değildir, sadece yolun belirli bir konaklama noktasıdır. İnsanın bu dünyada elde ettiği sonuçlar, asıl payın tümü değil, bu payın sadece bir bölümüdür. Payının burada elde edemediği bölümünü orada kesinlikle elde edecektir. Buna göre, herhangi bir haksızlık, aldatılma, kayba uğrama söz konusu değildir. Üstelik insan yolculuğunun bu gezegenin yüzeyinde geçen bölümü, canlı ve aşina bir evrende, dost ve müşfik bir âlemde gerçekleşen bir yolculuktur. Dışardan etki alan ve bu etkilere karşılık veren diri, mümin ruhun saygıyla yöneldiği tek Yaradan'a yönelen bir evrendir bu: "Göklerde ve yeryüzündeki tüm varlıklar ile bunların gölgeleri, sabah akşam, ister istemez Allah'a secde ederler." (Rad Sûresi: 13/15) "Yedi gök ile yer ve bunların içerdiği tüm varlıklar Allah'ı tesbih ederler. Onu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur."(İsra Sûresi: 17/44) Bu ne huzur, bu ne geniş çaplılık, bu ne aşinalıktır; bu kapsamlı, yetkin, engin ve doğru düşüncenin kalbe aşıladığı güven ne kadar sağlamdır! Hayatımın Kur'an'ın gölgesi altında geçen bu döneminde insanın gerek İslam'dan önce ve gerekse ondan sonra ki, beşerî değerlendirmelerden çok daha yüceltici bir yaklaşımla onurlandırıldığını gördüm. İslâm'ın değerlendirmesine göre, insanın mayasına, yüce Allah'ın ruhundan üflenmiş, bir soluk katılmıştır: "Hani Rabbin meleklere; 'Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Ona biçim verip ruhumdan bir soluk üflediğimde önünde secdeye kapanın' dedi." (Sad Sûresi 38/71-72) İnsan bu ilâhi soluk sayesinde yeryüzünde Allah'ın halifesi olmakla görevlendirildi: "Hani Rabbin meleklere; 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' dedi." (Bakara Sûresi, 2/30)
Prof. Dr. Seyyid Kutub
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Ey yerlerin ve göklerin tek sahibi, ihtişamını hiçbir aklın kavrayamadığı, ancak secdeye kapanarak teslimini arz ettiği Yüce Allah;ımız (cc). Sen bizim yegane havlimizsin, kuvvetimizsin ve Sen (cc) bizlerin en güzel vekilisin. Her an ve her zaman Senin yardımına ve inayetine muhtacız. Lütfunla bizi Cennet;ine al, rahmetinle bizi bu çöllerde mahv ü perişan eyleme. Amin.
Kategoriler
Arkadaşlarım
vuslatsevdasi kelebekk tibette7yil pinardemir sumeyye2 djevza sevdemelike rengin23 woelfin Barış bahargunesi haticane hamaratresmis kendinyapsandahaiyiolur housewife deryadanlezzetler seldaninsepetindekiler bayansanem islamiresimgalerisi gercekyasamdan nurulenvar birdirbir Muhterem Erdoğan hazanmevsimleri demetinevi orguhazinem mutfaktayim nilislam kuldan sahadetgulu asligonca yemekkitabi magicdesignhayaleturet nurnurani asosh yemekcenneti hakdostlari suudiden bebeksagligi sevgieroglu alternative hobisergisi ellerefidanboylumellere serpil69 simayhobi resulsevdasi esraninkanavasi1 ssazenusca orgucuteyze inciislam sevgikatresi
|